
FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti Sakarya Milletvekili Lütfi Bayraktar, katıldığı bir televizyon programında 2025 yılı fındık sezonuna, dünya pazarındaki fındık dengelerine ve Türkiye’nin konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Bayraktar, Türkiye’nin üretimdeki gücünün devam ettiğini ancak yıllar içinde dünya üretimindeki payın azaldığını belirterek, “2007’de FİSKOBİRLİK Yönetim Kurulu Başkanı olduğumda dünya üretimindeki payımız yüzde 72 civarındaydı. Bugün yüzde 60’lara geriledi. Ticaretteki payımız yüzde 80’lerde seyrediyor ama piyasayı kontrol etmek, üretimi ve arzı yönetmek konusunda hâlâ almamız gereken çok yol var” dedi.
“Rekolte yüzde 60’a yakın düştü, bu yıl fındık tarihinde eşi görülmemiş bir sezon yaşanıyor”
Bu yıl hem zirai don hem kuraklık hem de kokarca zararlısının üretimi sert biçimde etkilediğini söyleyen Bayraktar, rekoltenin neredeyse yüzde 60’a kadar azaldığını vurguladı:
“Türkiye’de üretim azaldı, dünyadaki payımız da düştü. Dünyada fındık üreten tüm ülkelerde iklimsel sorunlar var ama üretim büyüklüğü nedeniyle bundan en çok etkilenen ülke Türkiye oldu. Fındık tarihinde hem don hem kuraklığın aynı anda ve bu ölçekte üreticiyi vurduğu bir yıl yoktur. Bu nedenle bu sezon talebi karşılayacak arzın olmadığı kanaatindeyim; bu durum fiyatlara da yansıdı.”
Sezon başında açıklanan 609 bin tonluk rekolte tahminini ‘iyi niyetli ama gerçekçi olmayan’ bir tahmin olarak değerlendiren Bayraktar, sanayicilerin daha sonra bu tahmini 420 bin tona indirdiğini, gerçekleşecek rekoltenin ise 400 bin ton civarında olacağını öngördüklerini aktardı. Geçen yıl rekoltenin yaklaşık 700 bin ton olduğunu hatırlattı.
“Spekülasyon üreticiyi mağdur ediyor, doğru bilgi vermek zorundayız”
Rekolte tartışmalarının üretici üzerinde doğrudan etki yarattığını belirten Bayraktar, yanlış yönlendirmelerin piyasayı manipüle ettiğini söyledi:
"Eğer ürün az olduğu yıl biz çok var dersek, üretici elindeki fındığı erken satar ve zarara uğrar. Çok dediğimde sanayiye, az dediğimde üreticiye yandaşlık yaptığım düşünülmesin. Bize güvensinler. Ben doğru bilgiyi vermeye çalışıyorum. Çünkü spekülasyonlardan en çok üretici etkileniyor.”
“300 TL kötü bir fiyat değil; dünya dengelerini görmemiz lazım”
TMO’nun bu yıl fındık için 200 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Bayraktar, ürün azlığı nedeniyle fiyatların 340 TL’ye kadar çıktığını ancak şu an 300 TL civarında seyrettiğini söyledi:
“Üreticinin beklentileri elbette daha yüksek olabilir; bu son derece doğaldır. Üreticimiz emeğinin karşılığını en iyi şekilde almalı, daha çok kazanmalıdır ve bunu biz de gönülden isteriz. Buradan ‘üreticinin fiyat beklentisi aşırı yüksek’ gibi bir anlam çıkarılmamalı. Mesele sadece dünya piyasalarıyla rekabeti gözetme zorunluluğudur. Düşündüğümüzde 300 TL’lik fiyat kötü bir fiyat değildir. Beklenti, ürünün 340 TL’leri gördüğü dönemde yükseldi; fakat dünya pazarındaki konumumuzu kaybetmemek için dengeyi korumalıyız. Diğer ülkelerin fındık dikimine yönelmesini engellemek istiyorsak fiyat pozisyonumuzu da doğru yönetmek zorundayız.”
Bayraktar, Azerbaycan, Gürcistan, İtalya ve ABD gibi ülkelerde fiyatların Türkiye’den daha düşük olabildiğini, bu nedenle büyük alıcıların önce bu ülkelere yöneldiğini de ekledi.
“Sezon ilerledikçe fındık yetmeyecek, üretici elindeki ürünü rahatlıkla satar”
İhracatın şu anda geçmiş yılların altında olduğunu ancak bu durumun geçici olduğunu belirten Bayraktar, şunları söyledi:
“Fiyat birden 300 TL’lere çıkınca alıcılar daha uygun fiyatlı ülkelere veya stoklara yöneldiler. Ama sezon boyu o ürünlerin yetmeyeceğini düşünüyorum ve zaten bize geri dönmeye başladılar. Her hâlükârda üreticimiz elindeki fındığı rahatlıkla satacaktır.”
“Tekel pozisyonumuzu korumak için nihai mamule yönelmemiz şart”
Bayraktar, Türkiye’nin dünya fındık pazarındaki tarihsel üstünlüğüne rağmen, mamul ürünlerde büyük markaların oldukça ileride olduğunu vurguladı:
“Bugün tekel dediğimiz firma 80 yıl önce bu işe başladı ve nihai üründe markalaşmayı başardı. Biz ise uzun yıllar fındığı kabuklu ya da kavrulmuş olarak sattık. Eğer çok ürettiğiniz bir üründe söz sahibi olmak istiyorsanız, o ürünün nihai mamulünde bir dünya markanız olmalı.”
Bu nedenle Türkiye’nin markalaşma ve mamul üretimi alanında daha güçlü adımlara ihtiyaç duyduğunu belirten Bayraktar, devlet desteğinin bu noktada kritik önem taşıdığını ifade etti.
“FİSKOBİRLİK doğru yolda ilerliyor: Nuga ve 100’ün üzerinde ürün”
Bayraktar, FİSKOBİRLİK’in son yıllarda markalaşmada ciddi yol aldığını belirterek şöyle konuştu:
“Milli ürünümüz Nuga başta olmak üzere yüzü aşkın barkodlu ürünümüz var. Almanya, Rusya ve son olarak Çin’deki fuarlara katıldık. Yaptığımız çalışmalarla dünya pazarında daha fazla görünür olmayı hedefliyoruz. Sezonun ilk dört ayında hedeflerimize rahatlıkla ulaştık. Bazı krizler ticari fırsatlar da doğuruyor; bu yıl bu anlamda olumlu bir trend yakaladık. FİSKOBİRLİK doğru yolda ilerliyor.”
“Fındık üreticisi çok değerli; bölgenin refahı için birlikte çalışmamız gerekiyor”
Konuşmasının sonunda üreticiye özel bir vurgu yapan Bayraktar, şu mesajı verdi:
“Fındık bölgesi zor bir coğrafya ve üreticilerimiz çok kıymetli bir iş yapıyor. Çocuklarımızın ve torunlarımızın bu bölgede kalabilmesi, refahın artması için topyekûn çalışmamız gerekiyor.”
Yorum Yazın